Toplumsal Bir Hastalığımız: Hazırcılık ve Sonuçları

Evet bildiğiniz üzere böyle bir hastalığımız var. Millet olarak çalışmayı sevmeyiz, hazıra konmak isteriz, kafamız sadece üçkağıda çalışır. Bu sözler tanıdık geldi değil mi? Memleket kurtardığımız muhabbetlerin vazgeçilmez klişeleri. Ama maalesef doğruluk oranı oldukça yüksek klişeler.

Gerçekten de ataları yalan çıkarmak pahasına, “emeksiz yemek” peşinde koşuyoruz. Hak etmediğimiz şeylere sahip olmak istiyoruz. Yerine göre maddi kazanç, makam-mevki, saygınlık, ismini duyurma vs.

Bunun asıl kötü tarafı ise bu yolun yalancılığa, hırsızlığa ve dolandırıcılığa çıkıyor oluşu.

Evet ülkemizde en hızlı şekilde olaylara adapte olan, gelişen ve profesyonelleşen sektörün dolandırıcılık olması tesadüf değil. Olayın “hesabınız PKK tarafından ele geçirildi” diye arayan polislerden(!), 15 Temmuz’dan sonra “hesabınız ‘FETÖ’ tarafından ele geçirildi” diyen polislere(!), “‘FETÖ’den gözaltına alınacaksın” diyen MİT mensuplarına(!); kardeşi ‘FETÖ’ soruşturmasında gözaltına alınan kişinin aranarak evlerinde ‘FETÖ’ kapsamında arama yapıldığının söylenerek para istenmesine ve daha fazlasına evrilmesi o kadar hızlı oluyor ki.

Ayrıca o kadar profesyoneller ki emekli büyükelçiden, Canan Teyze dahil koca koca profesörlere kadar herkesi kandırabiliyorlar.

Dolandırıcılık konusunda Serkan Anılır gibi uluslararası yeteneklerimiz bile var.

Neyse bu ağır girişten sonra, daha hafif üçkağıtlara ve bu yazıyı yazmaya sevk eden meselelere geçeyim.

Hafif üçkağıt diye bahsettiğim mesela şu tarz bir şey:

“Ben kurslarımı udemy.com’da satıyorum ve 30 günlük deneme süresince öğrenciler para iadesi isteyebiliyorlar. 2000’den fazla öğrenciden sadece 16 tanesi parasını geri istedi. Bunların 14’ü Türkiye’den… Zaten kurslarımı satın alan Türk sayısı 30 civarında…

Türklerin parayı geri isteme tarihleri, 29. gün idi. Yani sonuna kadar zorladılar. Sonuna kadar zorlamayanlar da ikinci günde bütün materyali indirdikten sonra para iadesi istemiş.”

İlgili yazı burada. Emeğe saygıyı görüyorsunuz.

Beni bu yazıyı yazmaya iten asıl şey de bu emeğe saygı kavramı.

Bu konuya devam etmeden önce zararsız bir arkadaşın; diğer uluslararası yeteneğimiz olan Mete Serdar Çoban’ın öyküsünden bahsetmeden olmaz. Kendisi 2011 yılında Real Madrid’in Mesut Özil, Hamit Altıntop ve Nuri Şahin transferlerinden sonra istediği 4. Türk olarak medyamızda yer aldı. Sonrası olaylar, olaylar. Hikaye oldukça uzun olduğu için devamını buraya ve buraya havale ediyorum.

Emeğe Saygı

Muhtemelen en az gelişmiş ahlaki özelliklerimizden biri, emeğe saygı kavramı. En basit örneğiyle, pek çoğumuz crackli programlar, işletim sistemleri kullanıyoruz.

İletişim ve sosyal medya çağında olduğumuz için söz konusu problemimiz doğal olarak bu platformlara da yansıyor. Kaynak gösterilmeyen kopyala-yapıştır aforizmalar, haberler -hem de ciddi haber sitelerinde-, makaleler vd.

Bir blogger arkadaş sitesinde “Utanç Duvarı” diye bir çalışma yapmış, kaynak göstermeden yazılarını alan siteleri burada teşhir etmişti. Bunu bulamadım ama onu ararken şunu buldum. Güzel bir çalışma ama pek uzun ömürlü olmamış. Ben de “birkaç tane böyle örnek teşhir edeyim” dedim.

Geçenlerde gönüllülük esasına dayalı bir hareket için tanıtım yazısı yazdım. Daha sonra aynı amaçla yazı yazan bir arkadaşın yazısına denk geldim. Arkadaş 3 paragraf yazı yazmış. Bu paragraflardan 1 tanesini tamamen, 1 tanesinin ise çoğunu benim yazdığım yazıdan kopyalamış. Gönüllülükle alakalı bir mesele olduğu için bu yazıyı teşhir etmiyorum.

Ama teşhir edeceğim bir örneğim var: Bu yazıyı bendeniz bu blogda yayınladım. Bir arkadaş da nasıl olmuşsa aynı cümlelerle aynı konuyu anlatmış. Burada görebileceğiniz üzere verdiği örnekler bile aynı. Hem de örnekteki string bile aynı: “Muhammed Hilmi Koca”!

Açıkçası bunu görünce gururum okşanmadı değil. Çünkü önceden yalnız Burak Selim Şenyurt gibi üstadların makalelerinin çalındığına şahit olmuştum.

Tabi tahmin ettiğim üzere bu, arkadaşın ilk marifeti de değil. Sitesinde çok fazla dolaşmadan bulduğum bir örnek de bu. “Arkadaş blogda değil forumda yazdığını zannetmiş” diye hüsn-ü zan ettiyseniz buna göz atabilirsiniz.

Şu anda bulamadığım -muhtemelen siteden kaldırtılmış- diğer bir örnekte ise Google IO etkinliği ile ilgili bir arama yaparken tanımadığım bir bloggerın, gayet detaylı bir yazısına denk gelmiştim. “Bu arkadaş kimmiş, hiç ismini duymamıştım, gidip yerinde izlemiş, çok kaliteli içerik üretmiş” diye düşünürken diğer linkleri de incelemeye devam ettim.. ve aynı yazıyı ShiftDelete.net’in kurucusu olan ve etkinlikten etkinliğe koşan Hakkı Alkan’ın da yazdığını gördüm. Bahsi geçen makalesini(!) bulamadığım arkadaşın “kaliteli” içeriğinin gizemi de çözülmüş oldu böylece!

Son örneğim ise burada. Malum makine öğrenimi, derin öğrenme gibi yeni teknolojilerde Türkçe kaynak pek bulunmuyor. Arkadaş sağolsun buradakiİngilizce yazıyı, çevirip yayınlamış. Ama kaynak belirtme ihtiyacı duymamış. Daha kötüsü ise çeviriyi Google Translate ile yapmış olması. Yani çevirme işleminde dahi bir emeği yok ama sahiplenmekte bir beis görmüyor.

Bitirirken şunu da belirtmem lazım: Ülkemizde dekanından rektörüne intihalle suçlanan çok sayıda profesör var. Ama “bu konuda bir istatistik bulabilir miyim” diye gezinirken, Avrupa’da intihalin yaygınlaştığını anlatan bu habere denk geldim. Bu da gösteriyor ki intihal olayı sadece bizde olan bir hastalık değil.

Neyse. Yazı uzadıkça uzuyor. Çok da sündürmeden bitireyim.

Zatınıza çook iyi davra.


Edit: Sonradan bir tane de bonus buldum.

Haberimiz şu: “Intel insan beynini taklit edebilen bir AI çipi geliştirdi”. Göreceğiniz üzere haber Milliyet.com.tr’de yayınlanmış ve yine göreceğiniz üzere haberde her hangi bir kaynak gösterilmemiş. Ama ben gibi takıntılı bir okuyucu iseniz üslupta bir “Google Translate üslubu” sezebilirsiniz. Ben de haberdeki bir kaç anahtar kelimeyi Google’a yazarak şu İngilizce habere ulaştım. Haberdeki video da gayet tanıdık. Elbette benim için şaşırtıcı olmadı.

Bu sayfa 156 kez görüntülendi

It's only fair to share...Share on LinkedInShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on Tumblr
Benzer Konular

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>